PROF. DR. HAYDAR BAŞ | RESMİ WEB SAYFASI

Adım adım parçalanmaya…


Adım adım parçalanmaya…

Ehl-i Beyt Külliyatını kaleme almaya başladıktan kısa bir süre sonra, Bursa'da ilk Ehl-i Beyt kongresini yapmıştık. Buraya İran'dan, Irak'tan, Suriye'den, Tanzanya'dan ve dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen alimlerle beraber kapanış esnasında el ele verdiğimiz pozlarla Şii ve Sünni'nin esasen kardeş olabileceğini dünyaya göstermiştik.
Hatta o kongrede İmam Ali eserimiz üzerine söz alan bir alim, 'bu eser İslam dünyasındaki fitnenin önüne geçecek çalışmadır' diyerek, Ehl-i Beyt açılımımızın önemini ifade etmişti.
Şii ve Sünni'nin birbirine düşman edilmesi büyük bir aldatmacadır. İman ve İslam esaslarında bir olan bu iki dünya arasında sadece imamet mevzuunda fark vardır.
Hal böyle iken, İslam dünyası bugün birbirine namluyu doğrultmuş durumda. ABD'nin öncülüğünde gerçekleşen bu vahşete, gözleri kör, kulakları sağır hale gelmiş İslam devletleri alet oluyorlar.
Birlik ve kardeşlik ile özdeşleşen dinimize inanan samimi Müslümanlar, içinden çıktığı iddia edilen teröriste karşı savaştırılırken, arka planda kardeşini boğazlıyorlar.
IŞİD'in, El Nusra'nın, El Kaide'nin geçmişte Taliban'ın, Boko Haram'ın İslam'la alakası olmadığı ortaya çıkmışken bugün yine aynı oyun, aynı oyuncularla sahneleniyor.
Geçtiğimiz gün Suudi Arabistan'ın öncülüğünde Riyad'da "teröre karşı İslam ittifakı" adı altında bir yapılanma ortaya çıkarıldı. Türkiye'nin de yer aldığı bu oluşumda 34 İslam ülkesi bulunuyor.
Deklarasyonlarında, "terörle mücadelede askeri operasyonların koordine edileceği ve destekleneceği" şeklinde yuvarlak ifadeler yer aldı.
Terörün veya teröristin tanımı yapılmadan muğlak bırakılan ve Sünni dünyadan ülkelerin yer aldığı bu örgütü ABD organize ediyor; İsrail projeyi çiziyor.
İslam İşbirliği Teşkilatı veya Arap Birliği dururken ve her ikisinden de IŞİD hakkında tek bir eleştiri gelmemişken hemen hemen aynı ülkelerin katılımı ile kurulan yeni birliğin, yeni bela IŞİD'e karşı olduğunu söylemek herhalde saflık olacaktır.
Yeni oluşum, Irak'ın, İran'ın, Afganistan'ın, Suriye'nin yani Şii nüfusu ağırlıkla barındıran ülkelerin yer almadığı Sünni bir birlik.
Görünen o ki, İslam dünyasının yumuşak karnı Şii-Sünni kamplaşması burada da ana gündem.
Teröre karşı savaşacak oluşumun Şii nüfusun yoğun olduğu Suriye'ye ya da İran'a karşı harekete geçmeyeceğinin garantisi bulunmuyor.
Önümüzdeki günler, Şiilere yönelecek yeni olaylara gebe gibi…
Tek dostunun kalmadığından bahsedilen Türkiye'nin ABD'ye yaranmak maksadıyla bu Sünni blokta yer almayı kabul etmesi intihardır.
Rusya uçağını vurmasının ardından Rusya'nın müttefiki Irak'tan "topraklarımızdan çıkın" ihtarı alan Türkiye acaba ne zaman ABD ve yandaşlarıyla hareketten vazgeçecek? Zira her yeni işbirliği Türkiye'yi her an bölünme sürecine daha da yaklaştırıyor.
Başika kampından çıkmayan Türk birlikler IŞİD'in havan topları ile vuruldu. 4 askerimiz yaralandı.
Şimdi kimi kime şikayet edecekler?
IŞİD, kurucusu Yahudi asıllı El Bağdadi'nin olduğu saklanmayan ve İsrail'in Arz-ı Mevud hayali için bölgeyi temizleyen bir maşa. ABD onun yanında...
IŞİD denilen canavar nasıl bir kuvvete sahip ki, onun tehdidine karşı kurulan koalisyon hiçbir şey yapamadı, şimdi İslam devletlerinin kurduğu birlik onunla mücadele edecek?
Türkiye yanlış üstüne yanlış yaparak hem yalnız kalmış, hem bölünmenin eşiğine gelmiştir.


Whatsapp ile ulaşın Whatsapp ile ulaşın